• Arkadaşlarım

  • Bağlantılarım

İŞTE TAM BU SAATLERDE

18/10/2008 · Kategori: şiirleri ve satır araları

İşte tam bu saatlerde bir yara gibidir su
Yeni deşilmiş uçlarına sokakların, küçük uçlarında.
Senin o güneş sarnıcı gözlerin
Ölüm yası içindeki bir evde
Olmaması gereken birşey gibi,kırılan bir ayna gibi.
Bu saatlerde.
Çarmıhını yanından eksik etmeyen bir İsa gibi
Merdiven taşıyan bir adam görüyoruz
Bu adamı ne kadar çok seviyorum, bu kuşu ne kadar
Sen ne seviyorsun sen zaten sevince
Alnınla ayıklarsın yeryüzünü,
Çardaklar binaların ağızlarında
Aşar gider kendi sınırlarını
Köpekler gizli bir dağı havlar.

Bunlar iyidir diyorum bunlar senden haberli,
Yoksa nerden bilecekler
Korbon sınırlarında yaşayan balıklar
Kovadan sızan hiçret gününü,
Peygamberin parmaklarına asıp paltolarını
Nasıl girecekler tanrıevine
Mucizesever müslümanlar,
Ve On Binlerin Dönüşü sırasında
Grek keçilerinin çiftleştiği
Dağ yolları neyle donacak?

Yine de sevişirken
Kullandığımız her kelime
Hırsızın devirdiği eşya.

Minibüsleri morarmış sokaklar
Buğdayın parayla değişildiği
Paranın ekmekle değişildiği
Ekmeğin tütünle değişildiği
Tütünün acıyla değişildiği
Ve artık hiçbirşeyle değişilmediği acının.
O sokaklarda.
Saatler yağmuru gösteriyor,
Bugün bu küçük salı günü
Herşeyi eksik İstanbul´un, tepedekilerden başka
Yalnız Galata
Galata
Gecenin bodrumlarında beslediği
O tükenmez paslanmaz tutkusu
Bir ağız mızıkası halinde
Denize yediriyor yavaş yavaş

-----Onbinlerin dönüşü: (anabasis)

 

xenophon'nun eseri. türkçeye "onbinlerin dönüşü" olarak çevrilmiş kitap.

  her şey, i.ö. 401 yılında başlar. pers prensi kyros, ağabeyi kral artakserkses’e karşı grek paralı askerlerini de içine alan bir orduyla lidya’nın sardes kentinden yola çıkar. ksenophon, bu sefere bir “savaş muhabiri” olarak katılmaktadır. fırat üzerinde kunaksa’ada yapılan savaşta kyros ve generalleri öldürülünce, yurtlarından 2400 km. uzakta, sarp ve düşman bir ülkede kalan gönüllüleri kurtuluşa kavuşturan, kaderin itişiyle “savaş muhabirliği”nden ordu komutanlığını geçen ksenophon olacaktır. dört ay sonra, gönüllülerden arta kalan “iki bin” kişi, geri dönüşlerini tamamlayarak, karadeniz’in sularına karşı coşkuyla ünlü haykırışlarını koparırlar: thalassa! thalassa! (deniz)

   anabasis,grek dilinde, yürümek ve ilerlemek demektir. grek tarihçi zenofon'un (xenophon) günlüğünün adıdır. tarihçi olarak katıldığı persler'e karşı çıkılan ve bozguna uğranılarak dönülen seferde ordunun başına geçer. anadolu halkları ile karşılaşmalarını, zorlu yolculuklarını yazdığı günlüğe bu ismi verir. onbinlerin dönüşü, bozgundan dönen bir ordunun "yürüyüşü"ne "ilerleme" adı verilmesinden daha doğru bir isimlendirmedir. ahh, şu tarihçiler, ah resmi tarih kayıtçıları... belki de bozgundan dönmek, öğretici ve hayata yeni bir bakış açısı getiren, insanları ileriye götüren bir deneyimdir, kimbilir.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

0 yorum yazılmıştır

« Önceki :: Sonraki »